| Yazar : Reşat Nuri Güntekin |
| yara bere |
"...bir gece Ali'ye saldırıyorlar onu yara bere içinde bırakıyorlar." |
| yaramaz |
"Annesine bakabilmek için akşama kadar elliye ya |
| yaraÅŸmak |
"Böyle yatmak, somurtmak, hazin hazin şeyler konuşmak sana yaraşmıyor." |
| yaymacı |
"Yaymacıların sokağa döktükleri samaver, ibrik, şamdan, havaneli..." |
| yelkenleri suya indi... |
"Ben böyle çıkışınca ister istemez yelkenleri suya indiriyorlardı." |
| yem borusu |
"Fakat o, pek seviniyor gibi görünmedi, terbiyel |
| yemleme |
"Hacı Ömer, beni bir kere de bir söz rüşveti ile yemlemeye çalıştı." |
| yenge |
"Biz şimdi yenge ile bir Köroğlu bir Ayvaz." |
| yere göğe koymamak... |
"Bunun için Necla ile Ayşe onu yere göğe koym |
| yerine |
"Bana haftalık yerine gündelik ver." |
| yetiÅŸtirmek |
"Munise'yi güzel ahlaklı bir kadın olarak yetiştirecektim." |
| yıkılmak |
"Bütün işler onun üstüne yıkılmıştı." |
| yıprak |
"İç cebimdeki meşin cüzdandan çıkardığım, |
| yırtık |
"Yırtık sesiyle çığlık çığlığa bağırıyor." |
| yiyim yeri etmek ( y... |
"Bir sürü halayık ve hizmetçiden başka takım |
| yola (ya da yollara)... |
"Sazını eline aldığı gibi düşer yollara." |
| yolgeçen |
"Böyle ev görmedim, yolgeçen hanı gibi, kimsenin kimseden haberi yok." |
| yollara (sokaklara) ... |
"İhtiyar annemle büyük dayım uslanmak bilmeyen |
| yolunu bulmak |
"Hatta onu nikâhla almak da istiyordu amma ne ça |
| yorgan döşek yatma... |
"Aksi gibi çamaşırcının ihtiyar kocası o akŠ|
| yüklemek |
"Ne yapalım, elimizden geleni yaptık ama olmadı |
| yüreği kabarmak |
"Ne dersiniz kız bayağı hasta oldu, deniz tutmu |
| yüreği rahatlamak |
"Ali Rıza B. arasıra merhamet yahut yüz yumuşa |
| yürek çarpıntısÄ... |
"Ha bugün sokağa atılıyorum ha yarın diye yü |
| yüze duramamak |
"Belki ihtiyaçları olur isterler, yüze duramam." |
| yüzünü kızartmak... |
"Fakat ben boş ümitle insan avutmanın faydasın |
| zılgıt vermek |
"Şehrin büyükleri otelciye adamakıllı bir zılgıt vermişler." |
| zılgıt yemek |
"Biraz evvel babamdan yediğim zılgıttan sonra..." |
| zinhar |
"Fakat adını zinhar benden öğrenemeyeceksin." |
| zor |
"Onun için hiçbir zorum, sıkıntım yokmuş gib |