| Yazar : Sait Faik Abasıyanık |
| ...nın resmidir |
"Ulan bugün de balık çıkmazsa hapı yuttuğunun resmidir." |
| (Bir şeye) pabuç b... |
"Olur olmaz adama pabuç bırakmaz." |
| (Bir ÅŸeyi, bir kims... |
"Ertesi sabah beni balığa çıkarken uyandırmay |
| (Bir ÅŸeyi) arkada b... |
"Uyandığımız zaman üçte birini arkada bırak |
| (Bir şeyi) gözü g... |
"Doğru, hakları vardı, koskoca sandalıyla da b |
| (Bir ÅŸeyin) ÅŸerefi... |
"Dükkânın açılışı şerefine içildi." |
| (Bir ÅŸeyin) yerini ... |
"Hiçbir kahvaltı simitle çayın yerini tutamaz." |
| (Birine) abayı yakm... |
"Rum zenginlerinden birinin kızına fena halde abayı yakmıştı." |
| (Birine) sırtını ... |
"...kocaman duvara sırtını vererek üstüne zen |
| (Birini) linç etmek |
"Yakalamışlar adamı. Ahali linç edecekmiş az kalsın." |
| (Birinin) sinirine d... |
"Seher, hep Bayram'ın sinirine dokunanlarla gezip tozdu." |
| acele acele |
"Kapının önünden birkaç kişi, acele acele geçtiler." |
| afacan |
"İkimiz de bir çocuk cılızlığı içinde afac |
| aÄŸarmak |
"Uyandırıldığım zaman tanyeri ağarıyordu." |
| ağıl |
"Bir keçi kokusu sarmış ağıllarda çobanlarla arkadaş oldum." |
| ağlamaklı olmak |
"Biz zayıf insanlar, yabancı bir yerde ağlamaklı oluyoruz." |
| ağzı var, dili yok |
"Hey zavallı balık, diyor ağzın var dilin yok." |
| ağzına kadar |
"İtalyan bandıralı gemiler ağızlarına kadar yüklü gider." |
| akın |
"Ada'yı bir rençber akını doldurmuştu." |
| akın akın |
"Martılar akın akın kayalara dönüyor..." |
| aklı kesmek |
"Bu işin içinden yalnız çıkamayacağımı aklım kesti." |
| aklına turp sıkayÄ... |
"Bu soğukta vapurun burasında oturmayı akıl edenin aklına turp sıkayım." |
| akmak, -ar |
"Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış." |
| apışarası |
"Hâkim otur deyip de oturduğu zaman, kasketi bu |
| aramak |
"Dükkânın içinde gözleriyle bir şeyler aradı." |
| arnavutkaldırımı,... |
"Yol buradan itibaren kasaba yolları gibi arnavutkaldırımı idi." |
| asıl, -slı |
"İnsan dedi, aslını unutmamalıdır." |
| asla |
"Dünyada her şeyle alay edilir, şaka yapılır ama, şiirle asla!" |
| asmak, -ar |
"Lambayı tam pencerenin karşısına astı." |
| aşikâre |
"Kötülüğün aşikâre yapıldığını hiç gördün mü Ali Ağa?" |