| Yazar : Nurullah Ataç |
| (Bir ÅŸey birinin) g... |
"Bugünkü halimizle tabiatın sırlarını kavra |
| (Birinin) gözünde |
"Şairin okurlar gözünde, halk gözünde büyü |
| açmak, -ar |
"Sevmem ahlak sözü etmeyi, sevmem ya, açtım bi |
| ad koymak |
"Adını İstanbul mektubu koyacaktım bu yazınÄ |
| adam |
"Yeniye dudak büküp de ille eskiyi, eskiye benze |
| adam |
"Bence asıl sanat adamı, sanattan anlamayanlarÄ |
| ağır |
"Kızdım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum." |
| alan |
"Sanat kapalı bir alan değildir; sanat eseri her |
| aldırmak |
"Seviyorlar gene bu İstanbul'u, sıcaklarına, ya |
| alışık |
"İlk gördüğümüz bir şeyin ne olduğunu anl |
| alkışlamak |
"Soyut resme özenenleri, sanatlarını yabancı à |
| anlayış |
"Ama doğrusu Hugo'yu artık uzun uzun okuyamıyo |
| aydın |
"Ünlü bilginlerimize, aydınlarımıza bakıyoru |
| baÄŸlanmak |
"İlle bir konuya bağlanayım, ondan ayrılmayayım desem sıkılırım." |
| baÄŸnaz |
"Bağnaz, kendi kendine düşünmeyen adamdır." |
| baÅŸka |
"Bir kişinin roman, hikâye yazarken başka, yurt |
| başlıca |
"Eleştirme her okurun, her seyircinin başlıca hakkıdır." |
| bencil |
"Bencildir insanoğlu, bencil olduğu için de yal |
| benlik |
"Ey vücudumu, bütün benliğimi yavaş yavaş sa |
| benzetiÅŸ |
"Hoşa gidecek benzetişler buluyorlar, gülümsüyorsunuz." |
| bırakmak |
"Bırakayım artık divanları, ne açıp okuyayı |
| bilgelik |
"Bilgelik, içimizde bir duygu olarak kaldıkça, |
| bilisizlik |
"Önce bütün ulusa okuma yazma öğretilecek, kà |
| bilmek, -ir |
"Hangi çağ kendi şairlerinin değerini bilmiş, beğenmiş onları?" |
| bireycilik |
"Bireycilik, toplumu düşünmemek, yadsımak deme |
| boÅŸ |
"Sanatın boş bir uğraşma, çocukça bir eğlence olduğunu sanıyorlar." |
| böylece |
"Yahya Kemal, konuÅŸtuÄŸumuz dille ÅŸiir yazan ilk |
| buyurmak |
"Ahlak sadece kötülük etmekten çekinmek değil |
| bürümek |
"Bir kötümserlik bürümüş sizin içinizi." |
| büyük |
"Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş k |