| Yazar : Ömer Seyfettin |
| (Bir şeyi) kendi ha... |
"Nasıl çalışmayan küf tutarsa, bir müessese |
| (Bir şeyin adını)... |
"Oğulları Amerika'ya kaçtığından beri karı |
| (Biriyle) lafa dalma... |
"...lafa daldık, konferans da bitmek üzeredir." |
| (Gönlünü, içini)... |
"Kendinizi ferah tutunuz. Canınızı hiçbir şeye sıkmayınız." |
| (Kendine) hisse çı... |
"Siz niçin bundan kendinize hisse çıkarı- yorsunuz?" |
| (Sözü) Döndürüp... |
"Lafı döndürdüm dolaştırdım, mutfağın sırrına getirdim." |
| ağnamcı |
"Öşürcüler, ağnamcılar, tahsildarlar, zaptiy |
| akla gelmedik |
"...ihtimal kazığa vuracak, derisini yüzecek, a |
| aklı bir yerde olma... |
"Aklı hep evde, Gülsüm'deydi." |
| âlem |
"Bekârlık âlemleri gözümde tütüyor." |
| alık alık |
"Alık alık etrafına bakındı." |
| argın |
"Bir beyaz taycağız, bakımsız, argın." |
| bağırmak |
"-Yaşasın hürriyet- diye bağırsa ismi tarihe geçecekti." |
| baş |
"Ak sakallı ve yumuşak kırmızı fesli birkaç |
| benzine kan gelmek |
"Yirmi dört saat evvel Allah'tan ziyade Abdülha |
| Bildim bileli ( ya d... |
"Sütannenin sandık odası, bildim bileli akar." |
| boşanmak |
"Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?" |
| boynunu kırmak |
"Daha bir ay tutunamazlar, boyunlarını kırarlar deniliyordu." |
| bozmak, -ar |
"Eskileri bozuyor; beni, çocuğu giydiriyor." |
| budala |
"Kendisi için bu budalaların arasında bir dakik |
| canı gönülden ( y... |
"İki köy halkı ihtiyar, genç, her sabah bu dua |
| dalavere çevirmek (... |
"Beyefendi dalaveresini döndüreceği yerleri ad |
| damarı ( ya da ...l... |
"Birden nasihat damarlarının kabardığını duydu." |
| derinleşmek |
"Şimdi uzaklaşan Yörük hayvanlarının derinle |
| diline pelesenk etme... |
"Hacı Kasap adeta bu sözleri aferin tarzında diline pelesenk etmişti." |
| dini gibi bilmek |
"Ufacık bir düşüncenin en büyük bir dikkati |
| dinlemek |
"Doktor kalkar. Kulağını bu gösterilen yere dayar. Dinler." |
| diyet, -ti |
"Kolunun diyetini ben verdim. Yoksa çolak kalacaktın." |
| dize getirmek |
"Beş yüz sene evvel bahadır babalarımızın s |
| doldurmak |
"Osmanlı tabiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı." |