| Yazar : Ömer Seyfettin |
| üzerine almak |
"Söylediklerini hepimiz ayrı ayrı üzerimize al |
| üzerine almak |
"Fakat haydi beni boşadınız. Almanya'da sevdiğ |
| üzüm üzüm |
"... hıncını doğrudan doğruya çıkarmıyor, |
| vakvaklama, vaklama |
"Tıpkı aheste bir ördek vakvaklamasının vezni |
| vakvaklamak |
"Küstah gencin sesini taklit ederek tıpkı bir ördek gibi vakvakladı." |
| vapurdumanı |
"Fakat bu akşam vapurdumanı gözlüğü altında |
| var ( ya da var ki) |
"-Kaç senedir mermer tezgâh üzerinde çalışıyorsun? -On beş sene var..." |
| vara yoÄŸa |
"Üzerine bir sinirlilik hali geldi. Vara yoğa ö |
| Vur patlasın, çal ... |
"Komşu konaklarda vur patlasın çal oynasın saz |
| yağlı |
"Uzun saçları eski redingotun yâğlı yakasına dökülüyor." |
| yakmak, -ar |
"Gözü mavi, boyu kısa, kendi muhacir olmasın. |
| yalanını yakalamak... |
"Yalanını yakalamış gibi başını salladı. |
| yanakından kan daml... |
"Sağımızdaki, yanağından kan damlayan iri Çerkez'i gösterdim." |
| yanına almak |
"Ben seni yanıma alayım ama çok para veremem." |
| yapışmak |
"-Niçin yalan söylüyor, bu zavallıya iftira ed |
| yaptırtmak |
"Madama; Rıza'nın öğrettiği pastayı yaptırtmıştım." |
| yarıntı |
"Derin bir sel yarıntısını geçmek lazım geldi." |
| yataÄŸan |
"Kalkanları parçalayan çelik yatağanlar, zır |
| yedi kat el |
"Köyün dışında yedi kat el gibi yaşıyor, he |
| yen |
"Yalnız ellerini yıkadı, kuruladı, yenlerini indirdi." |
| yere sermek |
"Sen beni yere seren darbenin ne olduğunu anlamıyorsun." |
| yerine koymak |
"Kendilerini yabancı ve uzak memleketlerde geçen |
| yerlileÅŸmek |
"Köyden olmadığı halde, Yörük Hoca gibi yerlileşmişti." |
| yetiÅŸmek |
"Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylem |
| yolunda gitmek |
"Ticareti yolunda gidiyordu." |
| yolunu deÄŸiÅŸtirmek |
"Aradan uzun seneler geçer, o kadını sokakta gà |
| yuva yapmak |
"Halbuki genç bir kızla yuva yapmak, ölünceye |
| yüklü |
"Vurgun, yüklü olursa firar kolaylıkları hazırlanmıştır." |
| yüreği çarpmak |
"Bunu düşündükçe gülümser, tatlı tatlı yà |
| yüzüne gülmek |
"Köyde, ondan başka yüzümüze gülen, bize yol gösteren olmadı." |