| 1 |
Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, °amade.
"Sizi bize yardıma hazır gördüğüm için çok sevindim."
|
| 2 |
Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş.
"Vapurlar limanlarda yola çıkmaya hazır."
- Ziya Osman Saba
Kahvaltı hazır, buyurun:
|
| 3 |
Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, "ısmarlama" karşıtı.
Hazır elbise. Hazır ayakkabı.
|
| 4 |
"Elde yapılma" karşıtı.
"Çoktandır hazır cıgara içtiğim yok."
- Yusuf Atılgan
Kahvaltı hazır, buyurun:
|
| 5 |
Başına getirildiği eylemin bir fırsat sayıldığını anlatır.
Hazır tamirci çağırmışken musluklara da baktır.
|
|