Aramak istediğiniz sözcüğü yazınız.
Kelime  Yardım
Çıktı türü   Özet   Detay
 

    1-1 (1)    

 GÖZ [ DEYİMLER ]  
    a.
1 Görmeyi sağlayan organ, görme organı.
"Gözleri göz değil, gözistan!" - Cemal Süreya
2 Görüntüleri algılama, görme yetisi.
Âşık Veysel gözlerinden birini çiçekten yitirmiş.
3 (Kimi deyimlerde) Görme ve bakma.
Gözden geçirmek. Gözden kaybolmak. Gözden uzaklaşmak. Göz önünde. Gözü keskin.
4 İyi ya da kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış.
Kaygı ışınlayan gözlerle baktı.
5 Bakış, görüş.
"Bir eleştirmeci gözüyle okuyun o yazıları." - Nurullah Ataç
Kardeş gözüyle bakmak.
6 Dikkatli, uyanık bakış.
hüzün gözlerinden okunuyor, bilirsin gözümden kaçmaz.
7 Delik, boşluk.
"Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır." - Sait Faik Abasıyanık
İğnenin gözünde de olsa onu bulup dersini vereceğim.
8 İçine girilen, öteberi konulan, bölümleri olan bir şeyin her bölmesi, çekme.
Çantanın gözleri. Masanın gözleri
9 Oda.
"Şu fakir mahallede bir göz evim olsaydı / Nasıl sevinç içinde çıkardım şu yokuşu." - Ziya Osman Saba
İğnenin gözünde de olsa onu bulup dersini vereceğim.
10 Terazi kefesi.
11 Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak.
12 Kıskançlık ya da hayranlıkla bakıldığında bir şeye kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, °nazar.
"Dedim ya adamcağız göze geldi. Göz fena şeydir." - Reşat Nuri Güntekin
"İnsanı gözle yiyip bitirirler." - Ömer Seyfettin
İğnenin gözünde de olsa onu bulup dersini vereceğim.
13 Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı.
Gözden düşmek. Göze girmek.
14 Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri.
Göz aşısı.
15 Bölüm, °hane.
Dama tahtasında altmış dört göz vardır.
16 Kimi yaraların uç bölümü.
Çıbanın gözü.

    1-1 (1)    


Copyright 2002 MikroBeta Elektronik ve Bilgisayar Ltd. Şti.
info@mikrobeta.com.tr
MikroBeta Yazılım