| 1 |
İçinde, üstünde hiç kimse ya da hiçbir şey bulunmayan.
"Karşımdaki boş sıraya iki kız, iki erkek oturdu."
- Yusuf Atılgan
|
| 2 |
Üzerinde ekin, ağaç vb. ya da yapı bulunmayan, ıssız.
Boş arsa.
|
| 3 |
İşsiz, çalışmadan.
Fakülte sonrası üç yıl boş gezdi.
|
| 4 |
Bir işe yaramayan.
"Sanatın boş bir uğraşma, çocukça bir eğlence olduğunu sanıyorlar."
- Nurullah Ataç
Boş düşünce.
|
| 5 |
Bilgisiz.
Boş adam. Kız güzel, hoş ama boş.
|
| 6 |
Görevlisi olmayan (iş, görev), açık, °münhal.
Boş kadro.
|
| 7 |
Kullanılmaya hazır ancak kimse tarafından tutulmamış (oda, yer vb.).
Otelimizde boş oda kalmadı, dedi.
|
| 8 |
Yapılacak şeyi, uğraşısı olmayan.
Bugün sabah boşum, gelebilirsin.
|
| 9 |
Verimsiz, sonuçsuz.
Boş çaba.
|
| 10 |
Anlamsız, saçma.
"Babam; kuvvetli bir darbe yemiş gibi şaşkın, boş gözlerle bakakaldı."
- Orhan Kemal
Boş düşünce.
|